ÖMRÜMÜZÜN KIŞI GELMEDEN
Bir kış gecesi, saat 00:03 ü göstermekte. Dışarıda lâpa lâpa kar yağıyor. Şehir derin bir uykuda. Köpekler, kediler bile sesini kesmiş çıt çıkmıyor. Derin bir sessizlik var.
Ölüme benzetirim kış ayını. Bembeyaz bir örtü düşer yeryüzüne, kefen gibi sarıp sarmalar her tarafı. Bütün canlılar keskin soğuğun esiri olur. Sığınacak sıcak bir yerin yoksa ölüm getirir. Kış ve ölümü yan yana getiren bir cümle vardır. “Ölü gibi soğuksun” derler. Soğuğun anasıdır kış. Allah kimseyi soğuklarda bırakmasın.
Sonbahar ayının hazan ayı olması kendisinden sonra kışın yani ölümün gelmesindendir. Hazan ayını hatırlayalım; doğadaki bütün renkler solmaya başlar, yapraklar bir bir dökülür, toprak bize en çıplak halini gösterir. Ölümün, kışın haberidir bunlar. Hazanda hüzünlenmemiz bundan değil mi? Ayrılık haberleri değil mi bunlar?
Kışa hazırlıklı girmek mecburiyeti vardır. Köyümüzü düşünün, bütün sene boyunca yapılan çalışmalar kışın sıkıntı çekmemek, rahat geçirmek için değil mi? Gerçi bu zamanda eski dönemlerde yaşanan zorluklar yoktur. Evimizde kaloriferler cayır cayır yanıyor, yeme içme zebil… Kışın farkına varamadan koca mevsim geçip gidiyor. Ömrümüzün kışı gelip çattığında bu rahatlık olacak mı? Çok ta fazla zaman kalmış değil, günümüz insanının ortalama ömrüne bakarsak. Bir şeyler yapmalı ki bir şeylerden korunalım. Bir şeyler yapmalı ki bir şeyleri kazanalım. İşin özünde her zaman hamle ve aksiyon vardır, öteleri kazanma adına.
İlkbahar çocukluk, Yaz gençlik, Sonbahar ihtiyarlığa yakın orta yaş, Kış yaşlılık ve ölümdür. Kış nihayettir, sondur ve çok hızlı bir şekilde ömrümüzün kışına yaklaşıyoruz. Peki, hazırlığımız var mı acaba? Kendimize sıcacık bir yer hazırlıyor muyuz? Yoksa ıztırap içinde mi geçecek, Allah korusun. Bir şeyler yapmalı…
Dostlar, kış kapıya dayandı; ölüm geliyor ölüm! Allah sonumuzu hayırlı eyleye.
Ali KOCA, 30 Ocak 2012
alikoca72@hotmail.com
Eğridere Köyü Web Sitesi Ana Sayfası İçin Tıklayınız